"Büyük güçlerin bölge üzerinde hesapları var"

Beşinci gününe giren Afrin harekatı devam ederken, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, Türkiye'nin uzun zamandır Suriye meselesiyle barış müzakerelerinde öncü rol oynadığını, dış politikada ahlaki tavır alan, insan hakları temelinde çabaladığını ancak sabrının taştığını söyledi.

Türkiye'nin sınır bölgesinde yaşananları milli bütünlüğünü, beraberliğini, barışını, ülke içindeki bekasını gündeme getirecek kadar ciddi bir tehdit olarak gördüğünü söyleyen Prof. Dr. Bulut harekatı değerlendirdi ve şunları söyledi: "Türkiye bunda yüzde yüz haklı. Türkiye, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, kamuoyuna her defasında bütün gelişmeler açıklıkla paylaşıldı. Daha sonra devlet başkanları üzerinden başlamak üzere dış işleri bürokrasisi anlamında bu konuda çok önemli çabalar içerisine girdi. Türkiye’nin hedefi, bir terör devletinin burada inşasını ve Türkiye’nin milli birliğine, bütünlüğüne, huzuruna, barışına gelen tehdidi bertaraf etmek. Türkiye’nin hiçbir şekilde toprakta gözü olma veya burada yerleşme, kalıcı olarak Suriye’de bulunma gibi bir hedefi olmadığını bütün dünya biliyor. Bu son zamanlardaki AB’den, Amerika’dan, Rusya’dan gelen açıklamalar bunu çok açık bir şekilde gösterdi. Türkiye’nin burada barış ve huzurdan başka bir amacı yok."

"BU SORUN EN ÇOK KÜRTLERE ZARAR VERİYOR"

Afrin'in terör örgütü YPG açısından sembolik bir anlamı olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Bulut, "PYD, PKK, YPG Kürtlerin temsilcileri değil.  Bu sorun esasında en çok Kürtlere zarar veriyor. Kürt vatandaşlarımızı orada yanlarına çekmek için oluşturdukları baskı ve uyguladıkları zulüm politikası orada yaşayan Kürt kardeşlerimize zarar veriyor. Bundan dolayı yüz binlerle ifade edilen Kürt Türkiye’yi sığınak noktası olarak gördü. Daha önce Kobani’de de böyle benzer bir yaklaşım benimsenmişti.  Buraları kendi idealleri, amaçladıkları terör devletine ulaşmak için burayı sembolik bir yer olarak görüyorlar. Görülen o ki, burada çok iyi hazırlık yapmışlar ama Türkiye uyguladığı askeri stratejiyle, bu hareketle o planlarını darma duman etti" dedi.

"TÜRKİYE SEYİRCİ KALAMAZ"

Türkiye'nin bölgenin en büyük ekonomik gücü, en büyük sorumlu ülkesi olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Bulut sözlerine şöyle devam etti: "Biz Araplarla, Kürtlerle, Yahudiler, Ermeniler diğer bütün unsurlarla binlerce yıl bir arada yaşadık. Dolayısıyla Türkiye burada, kalıcı barışın sağlanması konusunda, kartlar yeniden karılırken bunlara seyirci kalamaz. Çünkü Türkiye bu bölgede sorumluluğu en yüksek olan bölge. İslam dünyası açısından da böyle. İslam dünyası, bütün mazlum dünya Türkiye’ye bakıyor.  Son yıllarda burada yaşanan krizden en büyük maliyeti ödeyen ülke Türkiye oldu. Türkiye 3.5 milyon Suriyeli’ye bugüne kadar 30 milyar doların üzerinde kaynak harcadı ve bunu kendi bütçesinden yaptı. Türkiye insanının alın teri, vicdanı burada bütün bu yaşanan krizlere çözüm bulmak için yıllardır bedel ödüyor. Burada kalıcı barışın sağlanması yerel halkın olduğu gibi en çok Türkiye’nin arzusudur."

"BÜYÜK GÜÇLERİN BÖLGE ÜZERİNDE HESAPLARI VAR"

ABD'lilerin Türkiye’nin bu kararlılığını geç fark ettiğini de söyleyen Prof. Dr. Mehmet Bulut,

"Arka arkaya açıklamalar geldi.  Sonrasında Türkiye'nin ciddiyetini kavrayanlar hemen çıktı ve 'Türkiye’nin endişelerini anlıyoruz, kaygılarını paylaşıyoruz' gibi açıklamalar geldi. Biz bilmeliyiz ki orta ve uzun vadede büyük güçlerin bu bölge üzerinde hesapları vardır. Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in ve diğer Avrupa ülkelerinin de burada hesapları vardır. Türkiye bölgenin en büyük gücüdür. Bu büyük güçlerle Türkiye bugün eskisine göre çok daha güçlü bir şekilde masada yer alacaktır. Bu gelişmeler karşısında Amerika da kendi tavrını yeniden gözden geçirecektir diye düşünüyorum" dedi.

Türkiye'nin Rusya ile çok yakın temasta olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Bulut, Rusya'nın Türkiye'nin işini kolaylaştırdığını ancak orta ve uzun vadede Rusya'nın da stratejik hedefleri olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye bundan sonra diplomasiyi çok dengeli götürmesi lazım. En önemli mesele, diplomasiyi arkanızdaki ekonomik, askeri gücünüzle destekleyemezseniz sonuç alamayacağınız bellidir. Türkiye bütün bu gücüyle  diplomaside de çok önemli neticeler alacağını göstermiş oldu. Suriye’nin geleceği çok önemli gelişmelere gebe. Burada büyük güçlerin hesaplaşma alanı  önce DAEŞ gerekçesiyle bunlar buraya geldi ve DAEŞ’in nasıl bir tasarım olduğu şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Türkiye olarak, Müslümanlar, İslam dünyası olarak sorumluluğumuz çok daha fazla. Keşke güçlü Müslüman ülkeler bir araya gelip bu sorunu kendileri çözebilselerdi ama Müslümanların bu paramparça durumu Suriye’nin durumunu özellikle bu büyük güçlerin bir hesaplaşma alanına çevirmiş oldu. Dileğimiz yakın zamanda Türkiye’nin bu aldığı insiyatifle kalıcı barışın sağlanması, Cenevre görüşmeleriyle başlayan Soçi görüşmeleri bu görüşmelerinde hayırla barış ve huzurun teminine yönelik sonuçlandırılması."

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
//
// //
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Afrin'de terör örgütlerine silah ve terörist taşıyan 30-40 araçlık konvoy vuruldu
Afrin'de terör örgütlerine silah ve terörist taşıyan 30-40 araçlık konvoy vuruldu
ABD'den Suriye açıklaması
ABD'den Suriye açıklaması