16 HAZİRAN 2019 Pazar 21:45
Siyaset
Giriş Tarihi : 12-04-2019 16:39   Güncelleme : 12-04-2019 21:58

AK Parti MKYK, toplandı

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

AK Parti MKYK, toplandı

Cuma namazını Başyazıcıoğlu Camii'nde kılan Erdoğan, genel merkezde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin AK Partili üyeleri ve AK Parti Ankara ilçe belediye başkanlarıyla bir araya geldi. Yerel yönetim temsilcileri toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti MKYK'sını topladı. Yerel seçimlerden sonraki ilk MKYK olma özelliği taşıyan toplantı, saat 16.10’da başladı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantının ardından basın toplantısı düzenleyecek.

ÖMER ÇELİK, BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen MKYK toplantısı gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Yerel Yönetimler ve Seçim İşleri başkanlıklarının sunum yaptığını aktaran Çelik, "Genel Başkanvekilimizin kampanya ve süreç ile ilgili değerlendirmesiyle ilgili sunumları var. Yaklaşık olarak il il değerlendirme yapılabilecek bir çerçevede ilerlediğimizi söyleyebilirim. Bölgeler, iller ve oy oranları üzerinden değerlendirme yapılıyor" dedi. Çelik, Cumhur İttifakı olarak yüzde 52’lik oy oranıyla seçimden çıkmanın, AK Parti’nin ise 15’inci kez seçimlerden birinci çıkmasının önemine işaret etti.

S-400 MESELESİ

Türk-Amerikan ilişkilerinde asıl meselenin S-400 konusu olmadığını söyleyen Çelik, "S-400 meselesi Türkiye gibi önemli bir NATO müttefikinin ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı tedbir alma meselesidir. Bu konuda müttefiklerinden önce yardım istemiş, bu gerçekleşmeyince Türkiye egemen bir devlet olarak, başının çaresine bakmıştır. Müttefiklik ilişkisi açısından tartışılması gereken mesele, bir NATO müttefikinin ulusal güvenliğini tehdit eden terör örgütüne karşı ABD’nin TIR’larca silah göndermesi, güvenliğimizi tehdit eden bu unsurları desteklemesidir. PKK’lı teröristlerin eğitim aldığı Suriye’deki kamplarda ABD bayraklarının olduğunu görüyorsunuz. Terörist başlarının, Amerikan askerleriyle fotoğraf çektirdiğini görüyorsunuz. Hala 15 Temmuz gecesi Türkiye’yi işgal etmeye çalışan FETÖ’nün başındaki kişinin ABD’de karakola bile çağırılmadığını görüyoruz. Müttefiklik ilişkileri olarak konuşulması gereken bu meseleler dururken Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlayacak, NATO güvenliğine katkı sağlayacak S-400 meselesini konuşulmasını garipsediğimizi ifade etmek isterim" diye konuştu.

'PATRİOTLAR KONUSUNDA MAKUL TEKLİFLE GELMİŞLER MİDİR?'

Türkiye’nin önce müttefiklerinden hava savunma sistemi almak istediğini hatırlatan Çelik, "Ama bu konuda iş birliğine yanaşılmamıştı. Rusya ile anlaşma yapılana kadar, Türkiye’ye makul bir teklif sunmayan ABD’nin S-400 anlaşmasından sonra Patriot’ları verme şeklinde bir girişimde bulunması, sonra S-400’lere itiraz etmeye başlaması doğrusunu söylemek gerekirse makul değildir. Sınırımızda Suriye’den, Irak’tan yoğun terör tehdidi varken, Türkiye’nin hava savunma sistemi ihtiyacı doruk noktasındayken, müttefiklerimiz Türkiye’yi sıradan bir silah tüketicisi olarak görmenin ötesinden makul bir teklif sunmuşlar mıdır? Krediler, teslimat süresi ve teknoloji paylaşımı konusunda makul teklifle gelmişler midir? Bu teklifler konusunda makul yaklaşımları olmayanların, biz S-400 konusundaki anlaşmayı imzaladıktan sonra bu konuyu gündeme getirmeleri müttefiklik ilişkisine sığmamaktadır" dedi.

'NATO’NUN F-35 DİYE BİR MADDESİ YOK'

NATO’nun beşinci maddesini hatırlatan Çelik, "NATO’nun F-35 diye bir maddesi yok, 5’inci maddesi var. F-35 projesi açısından Türkiye’nin sorgulanması demek, NATO’nun ortak güvenlik anlayışının sorgulanması demektir. Türkiye hem kendisinin ihtiyacını karşılamak bakımından hem de NATO güvenliğine katkı sağlamak bakımından bu hava savunma sistemlerini alırken S-400’ler konusundaki eleştiriyi F-35’ler konusundaki sorgulamaya dönüştürmek, NATO’nun beşinci maddesi konusunda yeterli duyarlılık göstermemek anlamına gelmektedir" diye konuştu.

'YSK BAĞLI OLDUĞU KANUNLARA GÖRE KARAR VERECEKTİR'

CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın YSK’nın baskı altına alındığı yönündeki açıklamalarını değerlendiren Çelik şöyle konuştu:

"YSK kendi bağlı olduğu kanunlar çerçevesinde kararını veriyor. Her parti lehine kararları saydığı gibi aleyhine kararları da sayabilir. Seçim sürecinin yegane patronunun YSK olması esastır. YSK bütün yargı camiasında söz konusu olduğu gibi meşruiyetini milletten alıyor, millet adına karar alıyor. Onlar kendi bağlı oldukları kanunlar çerçevesinde karar verecekler. CHP sözcülerinin dilinde şöyle bir şey var; YSK kendi lehlerine karar verirse bağımsız oluyor, aleyhlerine olursa ‘YSK baskı altındadır’ diyorlar. Bu yaklaşım sağlıklı bir yaklaşım değildir. YSK bağlı olduğu kanunlara göre karar verecektir. CHP sözcülerinde hukuk devleti anlayışının tam yerleşmediğini, jüristokratik yaklaşımların egemen olduğunu görüyoruz. Bu memleket jüristokrasiden çok çekmiştir. Günümüz açısından yol gösterici olan hukuk devleti anlayışıdır. Bırakalım YSK işini yapsın. sürece saygı gösterelim ki sonuca da saygımız olsun."

'İÇİ KAYNAYAN YERİN ORASI OLDUĞU GÖRÜLÜYOR'

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun, AK Parti’nin içinde bir takım çatışmalar olduğunu söylediğini hatırlatan Çelik, "Ama kamuoyunun gözünün önünde gerçekleşen şey şu, CHP’nin yapması gereken faaliyetlere doğrudan CHP adayının sahiplendiğini görüyoruz. Esas tartışılacak mesele bu. AK Parti’nin içiyle ilgili analiz yapacak yeterlilikleri yok. Şu anda içi kaynayan yerin orası olduğu görülüyor" dedi.

CHP tarafından Türkiye’nin rejim ve ekonomik krizle karşı karşıya olduğunun söylendiğine dikkat çeken AK Parti'li Çelik, "Bir kerecik olsun şöyle yapsınlar; dışarıdaki herhangi bir odağın yaklaşımını arkalarına almadan, özgün bir konuşma yapsınlar. Mesele hukuka saygıdır. Hukuk bu imkanları vermiştir, bu bir rejim krizi değildir. Hukukun cevaz verdiği yola başvurmanın rejim krizi olarak tanımlanması CHP geleneğidir. Hukukun imkan verdiği yola başvursanız bile, bunu hukuk krizi olarak sunmak gibi bir geleneğe sahiptir. Bu kötü gelenek şimdi yeniden türetilmeye çalışılmaktadır. Yine birtakım dışarıdan gelen seslere karşı esas duruşa geçerek rejim, ekonomi ve dış politika krizi olacağını söylemekle bu ülkenin yurttaşları adına siyaset yaptığını iddia eden bir partiye yakışmamaktadır" diye konuştu.

'ASIL HEDEF GÖSTERME BUDUR'

Çelik, YSK üyelerinin fotoğraflarının yayımlanmasıyla ilgili, "AK Parti Genel Merkezi’nde bir yayın organımız var, onun dışında herhangi bir yayın organından bizi sorgulamaları son derece saçma. AK Parti’yi AK Parti’nin görüşleri bağlar. İstediğiniz medya organını tehdit etmeden eleştirebilirsiniz. Ama eleştiriye gücünüz yetmiyorsa, aileleri hedef gösterme yanlışına düşmemeniz lazım. Asıl hedef gösterme budur. Sorumlu bir siyaset adamının verdiği örneklere dikkat etmesi lazım. Geçmişte yaşanmış acılara örnek vermek büyük bir sorumsuzluktur" dedi.

'KAMU GÖREVİ AYRIMI TEMELİ'

KHK’lı adayların mazbata alamamasını değerlendiren Çelik, "Burada gördüğüm kadarıyla YSK kamu görevi tanımıyla ilgili bu kararı veriyor. Milletvekilliğini kamu görevi olarak saymamış, belediye başkanlığını saymış. YSK, elindeki pozitif hukuka göre değerlendirme yapıyor. Hukukçular daha teknik bir değerlendirme yapacaktır. Burada kamu görevi nedir, ne değildir ayrımı temelinde gidiyor. Daha önce cevaz verdiği husus kamu görevi olmamasıyla ilgili. Şimdiki iptal ettiği husus da onun kamu görevi olmasıyla ilgili değerlendiriyor. Eleştiriler yapılıyor ama YSK kararını verdi" diye konuştu.

'AYAKLARI HAVADA OLAN BİR DURUM DEĞİL'

Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın AK Parti’ye oy verecek vatandaşların seçmen listelerinden düşürüldüğüne ilişkin açıklaması hakkında ise şöyle konuştu:

"Teşkilatçılık yapanlar, seçimle uğraşanlar bilirler, bizim teşkilatlarımız bir ilde, beldede, mahallede kim bize oy veriyor, hangileri zaman, zaman oy veriyor, hangileri oy vermiyor, şeklinde aile aile analizler yaparlar, çalışmayı buna göre yürütürler. Biz 'SKM' dediğimiz merkezlerde bilgisayardan yansıttığımız zaman hangi mahallede nasıl çalışma yapmamız gerektiği şeklinde veriyi görürüz. Öteden beri AK Parti'ye oy veren ailelerinin düşüldüğü şeklinde, o soyadlarının düşüldüğü şeklinde bir tespiti var. Bu afaki, ayakları havada olan bir durum değil. Teşkilatçılık yapanlar bunu çok iyi bilirler."

'İTTİFAKIN KİMİ KİME BENZETTİĞİNİ ÇOK NET GÖRÜYORUZ'

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Çamlıca Camii ile ilgili sözleri sorulan Çelik, "Bırakın bu sözleri CHP söylesin, siz niye söylüyorsunuz? CHP’nin altı okuna yedinci olarak Saadeti eklemeye gerek yok. Ama Temel Karamollaoğlu’nun yedinci ok olarak Saadet’i eklemeye çalıştığı görülüyor. SP tabanındaki değerli kardeşlerimizin bu eserden memnuniyet duyduğunu görüyoruz. Camiyle kavga etme geleneği CHP’den SP’ye devredilmiş oluyor.  Kurdukları birbirine benzemez ittifakın kimi kime benzettiğini çok net bir şekilde burada görmüş oluyoruz" diye konuştu.

'BİZ MİLLETİN İRADESİYLE NİKAHLIYIZ'

CHP Sözcüsü Öztrak’ın, "Nikahtan sonra yapılan itirazlar oyunbozanlıktır, mızıkçılıktır" açıklamasını değerlendiren Çelik, "CHP’nin İstanbul adayının sürekli olarak aile koçu gibi konuşması CHP sözcülerinin bu tip örnekler vermesi, bu süreçte edebi bir dönüşümü gösteriyor. Bu verdikleri örnekler tabii birer sembolizm olarak kendilerini ilgilendiren bir şey. Biz hukuka bakarız. Hukuk ne diyor? Seçimden sonra da bu itiraz haklarımızın neler olduğunu tanımlamış. Biz milletin iradesiyle nikahlıyız. Milletin iradesinin tam olarak ortaya çıkması için gereken iradeyi gösteriyoruz. Burada siyasetçinin nikah gibi bağlı olması gereken şey, milletin, hukukun iradesidir. Demokrasimizin, vatandaşımızın iradesinin korunmasıdır ve hukuki sürece saygıyla ilgilidir. Buradan anlaşıldığı kadarıyla siyasi konularda CHP ile nikah konusunda aynı anlamda buluşmuyoruz" dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Sultanahmet'te patlama!
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA