Siyaset
Giriş Tarihi : 08-09-2019 19:54

Erdoğan: 'Cumartesi anneleri'ne gidenler, Diyarbakır'a niçin gitmiyor?

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da ailelerin HDP önündeki oturma eylemiyle ilgili, "'Cumartesi anneleri' için her cumartesi Galatasaray'a gidenler yok muydu? Sanatçılar, şunlar, bunlar. Peki, 'cumartesi anneleri' için oraya giden bu sanatçılar, yazarı, çizeri, şimdi Diyarbakır Belediyesi'nin önünde evlatları dağa kaçırılmış annelerin yanına niçin gitmiyor? Çünkü bunlar ikiyüzlü, dürüst değil" dedi.

Erdoğan: 'Cumartesi anneleri'ne gidenler, Diyarbakır'a niçin gitmiyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplu açılış törenine katılmak için geldiği Malatya'da; Vali Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve protokol üyeleri tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde düzenlenen Önder İmam Hatipliler Buluşması'na otobüsle giderken, halkı selamladı. İmam Hatipliler Buluşması'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, imam hatiplere ve gönüllü kuruluşlara yönelik tacizlerin arttığı son günlerde bu buluşmalarının anlamlı olduğuna inandığını belirterek, şunları söyledi:

"Son seçimlerde ortaya çıkan seçim sonuçlarının belli çevrelerdeki imam hatip hazımsızlığını tekrar nüksettirdiğini görüyoruz. Özellikle İstanbul Büyükşehir gibi uzun yılların ardından el değiştiren bazı belediyelerde 28 Şubat dönemini hatırlatan uygulamalara imza atılıyor. Adeta bir öç alma duygusuyla intikam hissiyle asılsız ve çarpıtma bilgilerle gönüllü teşekküllerimiz hakkında iftira kampanyaları yürütülüyor. FETÖvari taktikler kullanılarak üniversiteli kız çocuklarımıza güvenli yurt imkanı sunan vakıf ve derneklerimiz hedef haline getiriliyor. Basın-yayın organlarında özellikle sosyal medyada millete ve gençlere hizmetten başka hiçbir gayesi olmayan kuruluşlarımıza yönelik itibar suikastları düzenleniyor. Seçimlerden önce öğrencilere burs vermekten, ücretsiz yurt sağlamaktan bahsedenler, koltuğa oturur oturmaz işe, öğrenciye hizmet veren vakıf ve derneklere saldırmakla başladılar. Seçim döneminde inançlara saygıdan dem vuranlar şimdi milletin saçıyla sakalıyla kılık- kıyafetiyle uğraşıyor. İşte İstanbul'da İETT'de şu anda sakallarla uğraşmaya başladılar. Bunu biz 12 Eylül'de yaşadık. Ben de o zaman İETT'deyim. Göreve o zaman bir albay getirilmişti, ne kadar sakallı varsa hepsinin sakallarını kestiler. Belki ilginç gelecek, o zaman benim de sakalım vardı. En son ben kalmıştım, beni de çağırdı, 'ya sakal ya istifa' dedi. Ben de ertesi gün istifamı verdim, ayrıldım. Ama ne kaybettim? 12 bin 500 lira alıyordum, özel sektörde bir işe başladım, 4 kat fazlası maaşla işe girdim ve 50 bin lira. Yani bütün tasarruf sahibi olan, rezzaku alem olan Allah, bir yerden kapılar kapatılıyorsa işte birçok yerden farklı yerden kapılar açılıyor ve açıldı."

'BUNLAR İKİYÜZLÜ, DÜRÜST DEĞİL'

Diyarbakır'da ailelerin HDP önündeki oturma eylemine değinen Erdoğan, "Seçim döneminde takılan, dikkat edin, özgürlük maskesi yerini bugün baskıya, fişlemeye, faşizmi aratmayan tahammülsüzlüğe bıraktı. Seçim öncesinde 'Hiç kimsenin aşıyla ekmeğiyle oynamayacağız' diyenler, daha şimdiden binlerce insanı kapı dışarı etti. Sevgi ve kucaklaşma sözlerinin yerini Suriyeli yetimlere verilen bir tas çorbaya göz diken, kimsesiz çocukları kapı dışarı eden, bölücülere gösterdiği empatiyi, evladı dağa kaçırılan analardan esirgeyen vicdansız, insafsız, nobran bir zihniyet aldı. Hatırlayın 'cumartesi anneleri'ni. 'Cumartesi anneleri' için her cumartesi Galatasaray'a gidenler yok muydu? Sanatçılar, şunlar, bunlar vesaire. Peki, 'cumartesi anneleri' için oraya giden bu sanatçılar vesaire yazarı, çizeri, şusu busu şimdi Diyarbakır Belediyesi'nin önünde evlatları dağa kaçırılmış olan annelerin yanına niçin gitmiyorlar? Çünkü bunlar ikiyüzlü, bunlar dürüst değil. Aynısını Taksim'de 12-13 tane ağacın yeri değiştiriliyor, diye kıyametler koparanlar. Ormanlarımız yakıldı, PKK bu ormanların yakılışını üstlendi mi? Üstlendi. Peki, bu ormanların yakılışını üstlenen PKK'ya karşı acaba şu anda çevre dostları niçin kalkıp da bunlara karşı 'durun' demiyorlar? Dürüst değiller, samimi değiller; ama biz elif gibi dimdik duracak ve yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

'BU İŞİN ARKASINI BIRAKMAYACAĞIZ'

Çocuklarını terör örgütü PKK'nın elinden kurtarmak için oturma eylemi yapan annelere destek olduklarını belirten Erdoğan, "Biz, Diyarbakır'daki malum partinin il başkanlığı önünde o anaların yanındayız. Devlet olarak elimizden geleni yapıyoruz, takipçisiyiz, kovalamaya da devam edeceğiz. Bu terör örgütü kaçacak, biz kovalayacağız. Er veya geç bu işin hesabını da soracağız. Şu anda bazı sanatçılar, sağ olsun; Diyarbakır'a gidiyorlar, gittiler, diye haberlerini aldım. Bazı köşe yazarlarının gittiğinin haberini aldım. Ben de şahsım, milletim adına onlara teşekkür ediyorum. Çünkü burada milletimizin uyanışı çok önemli. PKK terör örgütünü arkasına almış olan bu siyasi partinin bugüne kadar neleri nasıl istismar ettiğini milletimizin bilmesi lazım. Milletimize de bunları anlatmamız lazım. Bunlar bizim üzerimizdeki büyük yüklerdir ve biz bu işin arkasını bırakmayacağız" dedi. 

'BİZİ BÖLMEK İSTEYENLERİ KADROLAR BOZACAK'

Batılılaşma adına yapılanların, milletin hafızasında derin yaralar açtığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: 

"Biz milletin değerlerini, kurumları hedef alan saldırılarla ilk defa karşılaşmıyoruz. Milletin kökleri ile bağını koparmak, insanımızın hayat pınarını kurutmak için daha önce de pek çok teşebbüs yapılmıştır. İlim, irfan ve hizmet yuvalarına tahammülsüzlük maalesef toplumun belli bir kesiminde ideolojik saplantı haline gelmiştir. Tek parti döneminde de maalesef ideolojik saplantı adeta bir devlet politikasına dönüşmüştür. Batılılaşma adına yapılanlar milletimizin hafızasında derin yaralar açmıştır. 80 yaşın üstündeki insanlarımıza tek partili yılları sorduğumuzda alacağınız cevap; yokluk, yolsuzluktur, baskıdır. Camilerin 'emlak' diye satıldığı, ibadethanelerin ahıra çevrildiği, Kur'an kurslarının kapatıldığı, ilim irfan merkezlerinin kapısına kilit vurulduğu günlerimiz oldu. Minarelerimizden 'Allahu ekber' nidalarına hasret kaldığımız dönemler yaşandı bu ülkede. Kur'an-ı Kerim'in tren vagonlarında ahırlarda, derme çatma binalarda, gizli saklı bir şekilde öğretildiği süreçlerden geçildi. Milletin cenazesini yıkayacak gassal dahi bulamadığı, yazdığı kitaplardan dolayı alimlerimizin dar ağacına gönderildiği zor zamanlarımız oldu. İmam hatipte bize bazı hocalarımız şunu derdi; 'Ya siz ölü yıkayıcısı mı olacaksınız'. Bizim onurumuzla bu şekilde oynadılar. Ama sonra ne oldu? Onların 'gassal' diye düşündüklerinden cumhurbaşkanı çıktı, başbakan çıktı. İşte bu noktadan hareketle bizim birliğimiz, bizim kardeşliğimiz çok ama çok önemli. Onun için bizi bölmek, bizi parçalamak gayretinde olanlar olabilir. Bunu bu kadrolar bozacak."

'KENDİLERİNİ BEKLEYEN AKIBETTEN KURTULAMAYACAKLAR'

"Türkiye, üstadın ifadesiyle 'Allah' ve 'ahlak' demenin yasak olduğu, ıstırap dolu günlere şahit oldu" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu ülkede insanlar sakalından, kılık kıyafetinden dolayı polis tarafından sokaklardan toplandı. Anadolu insanını 'takunyalı', 'mülteci' diyerek aşağılamaya çalıştılar. Yeri geldi, 'makarnacı', 'göbeğini kaşıyan adam', 'kömürcü', 'patatesçi' diyerek insanımıza kan kusturdular. Başörtülü kızlarımıza 'sıkma baş' diyerek hakaret ettiler. Anadolu'nun zeki çocuklarının okuyup diplomat olmasına tahammül edemediler. 'Başörtülüden hakim, savcı, doktor olamaz' dediler. Onların kabullenemediği bu makamların hepsine imam hatip mezunları da geldi. Her defasında Hakk'ın ve halkın iradesi galip geldi. Bin kere mazlum olmak, bir kere zalim olmaktan iyidir. Dünyada zulüm ve baskı ile payidar olan hiç kimse yoktur. Milletin kurumlarıyla milletin değerleriyle kavga edenler, her dönemde olduğu gibi bugün de kendilerini bekleyen akıbetten kurtulamayacak."

'VESAYETİN KAPISI TEKRAR AÇILMAMAK ÜZERE KAPANDI'

Ülkenin sahibinin, 82 milyonun tamamı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Milletimiz dişinden tırnağından artırdıklarıyla gönüllü teşekküllerimizi desteklemeyi sürdürecektir. Milletimizin ruh köküyle bağını tekrar güçlendirmesine kimse mani olamaz. Bu topraklardaki 1071'den 2071'e ve ötesine giden kutlu yolculuğumuza kimse set vuramaz. Bu millet yeni 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yaşanmasına izin vermez. Türkiye'de 3 Kasım 2002 tarihi itibarıyla vesayetin kapısı tekrar açılmamak üzere kapanmıştır. 15 Temmuz gecesi yaşananlar, milletimizin iradesini korumak uğrunda neleri göze alabileceğini dost düşman herkese göstermiştir. Bu ülkenin sahibi şu ya da bu kesim değildir, 82 milyonun tamamıdır. Bizim görevimiz sabırlı olmak ilkelerimizden taviz vermeden mücadelemizi sürdürmektir. İstikbal bizimdir, istikbal; milletin emanetine, canı pahasına sahip çıkanlarındır. İstikbal saldırılar ve zorluklar karşısında hizmet sancağını daha yüksek burçlara taşıyan gönüllü kuruluşlarındır. İstikbal gece gündüz demeden imanlı, erdemli, ahlaklı nesillerin yetişmesi için ter döken hocalarımızındır. İstikbal 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi gerektiğinde vatanı, ezanı, bayrağı ve bağımsızlığı uğruna şehitliği göze alan yiğitlerindir. İstikbal, bölücülerin tehditlerine aldırmadan evlatlarını terör örgütünün elinden kurtarmaya çalışan Diyarbakırlı annelerindir. Nasıl, 28 Şubat'ta üniversite kapılarında gözyaşı döken kızlarımızın ahı ikna odacılarının peşini hiç bırakmamışsa ciğer pareleri dağa kaçırılan anaların direnişi de Kandil'deki kan tüccarlarına diz çöktürecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından toplu açılış töreni için 15 Temmuz Meydanı'na geçti. 

'MALATYA'YA YAKIŞAN LİDERLİKTİR'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İnönü Üniversitesi'nde düzenlenen 16'ncı İmam Hatipliler Kurultayı'ndan sonra kent merkezinde bulunan 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış törenine katıldı. Ellerinde ay- yıldızlı ve AK Parti bayraklarıyla binlerce kişinin katıldığı törende vatandaşlara hitap eden Erdoğan, Malatyalıları selamlayarak, "Sizleri altı aylık bir aranın ardından bir kez daha sevgi, saygı ve hasretle selamlıyorum. Mahalli idareler seçimleri öncesinde buraya geldiğimizde sizlerle AK Parti'yi zirveye çıkarmak üzere sözleşmiştik. Rabbim hepinizden razı olsun büyükşehir belediye başkanlığında yüzde 68,5 oy oranıyla Malatya'yı Türkiye ikincisi yaptınız. Bu tarihi başarının kazanılmasında emeği geçen, katkısı olan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. En büyük teşekkürü de Malatya halkına ediyorum. Malatya’ya yakışan liderliktir. İnşallah bir sonraki seçimlerde Malatya’yı ikinci değil, birinci olarak ziyaret edeceğiz. Bir sonraki seçimde birinci olmaya hazır mıyız? Bizde Malatya’nın birincilik sevincini paylaşma sözünü şimdiden veriyoruz" dedi.

'MALATYALILARIN SAĞLAM DURMASI LAZIM'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malatya'nın sağlam durmasının Anadolu'nun sağlam durması adına önemli olduğuna vurgu yaparak, "Malatya’nın sağlam durması çok önemli. Malatya’nın sağlam durması demek doğunun sağlam durması demektir. Doğu’nun sağlam durması demek Anadolu’nun sağlam durması demektir. Anadolu sağlam durunca da Allah'ın izniyle önümüzde duracak kimse yok demektir. Ülkemize ve milletimize yönelik her saldırıda bir gözümüzle Malatya'yı takip ediyoruz. Şayet Malatya halkı bizimle birlikteyse karşımızda kim olursa olsun bir kat daha büyük bir azimle, cesaretle, kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz" diye konuştu.

'KATLİAMLARI DURDURMAK İÇİN İRAN VE RUSYA İLE İŞBİRLİĞİ'

Ülkenin çetin bir mücadelenin eşiğinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizi Suriye ve Irak sınırları boyunca tümüyle kuşatmak için oynanan sinsi oyunu kısmen çökerttik. Suriye’nin kuzeyinin bir bölümüyle Irak sınırlarımızı önemli ölçüde güvenlik altına aldık. İdlib tarafında rejimin yeni katliamlarına engel olmak için Rusya ve İran ile işbirliği halinde yoğun çaba harcıyoruz. Bir sonraki haftanın başında İstanbul'da Rusya ve İran liderleriyle üçlü zirvede bu konuları bir kez daha ele alacağız." dedi.

'MÜTTEFİKİMİZ TERÖR ÖRGÜTÜ İÇİN GÜVENLİ BÖLGE OLURTURMANIN PEŞİNDE'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için asıl tehditin Fırat'ın Doğu'sundaki terör yapılanması olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:

"Fırat'ın Doğu'sundan başlayıp, Irak sınırına kadar uzanacak bir güvenli bölge oluşturmak için Amerika ile görüşme halindeyiz. Amerika'yla da görüşüyoruz. Ancak bu konuda bizim istediklerimizle onların kafalarındakinin aynı şey olmadığını attığımız her adımda tekrar görüyoruz. Biz, bölgede yuvalanan terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmayı hedeflerken, onlar terör örgütüyle bizi aynı zeminde idare etmenin hesaplarını yapıyorlar. Anlaşılan o ki müttefikimiz bizim için değil terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. Böyle bir anlayışı reddediyoruz. Türkiye'nin güvenlik bölge derken ne kastettiğini 2015 yılından beri tüm muhataplarımıza defalarca izah ettik. Biz; DEAŞ'la birlikte PKK ve uzantıları PYD, YPG, SDG'den temizlenmiş bir alan oluşturmak istiyoruz. Ancak bu şekilde ülkemiz topraklarında Avrupa'da veya başka yerlerde yaşayan Suriyeli kardeşlerimizin kendi evlerine dönüp, huzur ve güven içerisinde hayatlarını sürdürebilmelerini sağlayabiliriz. Aksi taktirde ne ülkemizdeki ne başka yerlerdeki Suriyeli sığınmacıların kendi ülkelerine dönüşü mümkün olamaz. Hiç kimse masum insanları, terör örgütlerinin veya zalim rejim güçlerinin tehdidi altında yaşamaya mecbur bırakamaz. Ne Fırat'ın Doğu'sunda ne de İdlib'de insanlık dışı böyle bir duruma rıza göstermeyeceğiz. Şayet bize bu mücadelemizde gereken destek verilmezse, ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyeli'nin de, İdlib'den sınırlarımıza dayanacak 2 milyon kişinin de önünü alamayız. Biz, Fırat'ın Doğu'sunu güvenli hale getirip, orada en az bir milyon kişinin iskanını sağlamak isterken, yeni sığınmacı dalgalarına muhatap olmamıza yol açacak adımlara kesinlikle tahammülümüz yoktur. Geçtiğimiz günlerde ifade ettim; buradan gücümüze güç katan Malatya'dan bir kez daha tekrarlamak istiyorum; Eylül ayı bitmeden Fırat'ın Doğu'sunda kendi askerlerimizle fiilen güvenli bölge oluşumunu başlatmamış olursak artık kendi yolumuza gitmekten başka çaremiz kalmayacaktır. Bu iş öyle 3-5 helikopter uçuşuyla, araç devriyesiyle, göstermelik bir kaç yüz askerin bölgede bulunmasıyla olacak iş değildir. Orada bir milyon kişi iskan edebilmek için, şehirleri ve kırsalıyla tüm bölgeyi fiilen güvenli hale getirmiş olmalıyız. Bunun için ne kadarlık bir güç gerekiyorsa o kadarını kullanmakta kararlıyız. Bölge halkı zaten bizim yanımızda olacaktır."

'TÜRKİYE, MİLYARLARCA KARDEŞİYLE YOL YÜRÜYEN BİR ÜLKEDİR'

Türkiye gibi bir ülkeyi üç kuruşluk terör örgütlerine tercih edecek bir anlayışın, sadece bölgenin değil, tüm dünya için tehlike arz ettiğini kaydeden Erdoğan, "Hep söylediğimiz gibi; Türkiye, sadece 82 milyon vatandaşı ve 81 vilayetinden ibaret değildir. Türkiye, milyarlarca kardeşinin, dostunun, mazlumun, masumun duasını gerektiğinde desteğini alarak yol yürüyen bir ülkedir. Herkesten hesabını, kitabını buna göre yapmasını özellikle bekliyoruz. Şahadeti en büyük şeref, gaziliği en büyük paye olarak gören bir milleti ölümle, saldırıyla, yaptırımla tehdit emek ancak onun kararlılığını keskinleştirir. Çanakkale'de, İstiklal Harbi'mizde, 35 yıllık terörle mücadele dönemimizde bunu denediler. En son 15 Temmuz'da bunu denediler, her seferinde de cevabını aldılar mı? Biz, İstiklal Marşı dahi 'korkma' diye başlayan neredeyse yılın her günü tarihindeki bir zaferin yıldönümünü kutlayan, toprağın sadece üstündekileriyle değil, altındakileriyle de iftihar eden bir milletiz" diye konuştu.

Erdoğan, bu tecrübeyi Afrin'de de yaşadıklarını anlatarak, "Afrin için de neler söyleniyordu neler. Peki ne oldu? Biz orayı iki aya bile varmadan güvenli hale getirdik ve herkes huzur içinde hayatına devam ediyor. Bu örgüt Münbiç gibi, Rakka gibi, diğer yerler gibi Fırat'ın doğusundaki bölgede de demografik yapıyı değiştirmek için sayısız insan hakları ihlalleri ve aleni infazlar yapmıştır, yapmayı da sürdürmektedir. Bu ihlallere göz yumanların Türkiye'nin bölgeyi güvenli hale getirme çabasına karşı canhıraş bir direniş sergilemesi herhalde demokrasiyle, hukuk devletiyle, insani hassasiyetlerle ilgili değildir. Türkiye'nin güvenli hale getirdiği hiçbir yerde en küçük bir insan hakkı ihlali olmamıştır. Fırat'ın doğusunda da aynı şekilde Suriyeli kardeşlerimizle birlikte huzur, güven ve istikrar içinde bir hayat alanı oluşturmakta kararlıyız" ifadelerini kullandı.

'BİZİ BÖLMEK, PARÇALAMAK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir milletin hep zenginliği olarak gördükleri farklılıklarına saldırdıklarına ifade ederek, şunları söyledi:

"Kimi zaman siyasi kimi zaman etnik kimi zaman mezhep farklılıkları üzerinden kimi zaman ekonomik kimi zaman sosyal sıkıntıları kaşıyarak Türkiye'yi yeniden kendi içine kapatmak istiyorlar. Sizlere soruyorum; bizde Sünnilik, Alevilik diye bir ayrım var mı? Biz Alevi'siyle Sünni'siyle bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Bizi bölmek, parçalamak isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz. Çünkü biz yaratılanı yaratandan ötürü sevdik ve yolumuza da böyle devam edeceğiz. 17 yıldır bu oyuna biz izin vermedik. Malatya, Alevi-Sünni ayrımına asla pirim vermedi ve ben vermeyeceğine inanıyorum. Demokraside ve ekonomide ülkemizi getirdiğimiz yer, bu tezgahında başarılı olmadığında kazancımızın ne kadar büyük olacağını gösteriyor. Milletimizde bu gerçeği gördüğü için vesayetten darbecilere kadar kiminle ne mücadeleye girmişsek hep yanımızda oldu. Bugün milletimizin çok daha büyük desteğine ihtiyacımız olan bir süreçten geçiyoruz. Türkiye'nin şu anda verdiği mücadele öylesine önemli ki gelecek yarım asrımız hatta bir asrımız buna bağlıdır. "

'NİSAN AYINDA ARTIK S-400'LER TÜRKİYE'YE YERLEŞMİŞ OLUYOR'

Savunma sanayinin yüzde 70'inin yerli olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi biz İnsansız Hava Araçlarımızı yapıyor muyuz? Silahlı İnsansız Hava Araçlarımızı yapıyor muyuz? Şimdi inşallah onun bir üstünü daha yapıyoruz. Artık biz, S-400'lerimizi de aldık mı? Nisan ayında artık S-400'ler Türkiye'ye yerleşmiş oluyor. Bu da bir şeyi gösteriyor; artık Türkiye yolgeçen hanı değil. Bir diğer taraftan da şu anda savaş uçaklarımızı da yapmanın gayreti içerisindeyiz" dedi.

2023 YILINDA HEDEFE ULAŞMAK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞIYORUZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 hedefine ulaşmak için var güçleriyle çalıştıklarını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Tarihe ve milletimize söz verdiğimiz şekilde 2023 yılında bu hedefe ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Hayal olarak görülen nice başarıyı bugün nasıl bir fiil yaşıyorsak, 2023 hedeflerimize de aynı şekilde mutlaka ulaşacağız. Bütün kalbimizle inanıyoruz ki Allah'ın yardımı bizimle beraberdir. Bütün kalbimizle inanıyoruz ki milletimizin desteği bizimle beraberdir. İşte Malatya, açık net kendini ortaya koyuyor. Türkiye'nin beka düzeyindeki meseleleriyle ilgilenirken, şehirlerin ve ülkemizin temel hizmetler alanlarıyla ilgili yatırımlarını da ihmal etmiyoruz."

'SAVUNMA SANAYİNDE 250 KİLOMETRE MENZİLİ OLAN SOM FÜZESİNİ BİZ ÜRETTİK'

Hizmetlerle ilgili de bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malatya'mızda şehir hastanemiz var mı? Eğitim Araştırma hastanemiz var mı? Peki, bizden önce bunların hiçbiri var mıydı? Biz sizi seviyoruz. Şehir hastaneleri Yozgat'tan başladı devam ediyor. Türkiye'nin bütün büyükşehirlerinde bunu yapacağız. Şimdi sırada inşaatı süren ve iki yıl içerisinde hizmete açacağımız on şehir hastanesi daha var. Bütün bunlarla beraber müjdeler arka arkaya geliyor. Savunma sanayinde 250 kilometre menzili olan som füzesini biz ürettik. Bize stratejik ortaklarımız bir tane vermiyorlardı. Ama şimdi bunu kendimiz üretiyoruz" diye konuştu.

'MALATYA'DA BİR KATRİLYON 20 TRİLYON LİRALIK YATIRIMIN TOPLU AÇILIŞINI YAPIYORUZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malatya'da toplu açılış töreniyle vatandaşlarla bir sevinci paylaştıklarını belirterek, şunları kaydetti: 

"Malatya'mızın tüm ilçelerinde yapımı tamamlanan toplam yatırım bedeli bir katrilyon 20 trilyon lira olan 109 eserin toplu açılışını yapıyoruz. Okullar açılıyor. Eğitimde çeşitli ilçelerimizde anaokulu, ilkokul, orta, lise ve spor salonu olarak 28 eserin resmi açılışını yapıyoruz. Sağlıkta çeşitli ilçelerimizdeki devlet hastanelerimizi, sağlık merkezlerimizi, 112 istasyonlarımızı, ek binalarımızı hizmete açıyoruz. Yazıhan'da 9 bin 230 hektar alana hizmet verecek Boztepe sulaması başta olmak üzere DSİ’nin 4 ayrı projesinin açılışını da burada yapıyoruz. Çeşitli kurumlarımızın hizmet binalarının, çevre düzenlemelerinin, yol inşaatlarının, üniversitemizin çeşitli binalarının açılışlarını da gerçekleştiriyoruz. Malatya Büyükşehir Belediyemiz katı atıkları elektrik enerjisine çeviren 117 milyon liralık çok sayıda altyapı ve üst yapı işini tamamladı, bunları da resmen hizmete açıyoruz. Yeşilyurt, Battalgazi, Yazıhan belediyelerimizin tamamlamış olduğu çok sayıda projenin açılışını da buradan yapıyoruz. Tarım ve hayvancılık sektöründe devlet destekli 29 ayrı özel sektör yatırımını da bugün resmen hizmete alıyoruz. Bugüne kadar Malatya'ya 21 katrilyon yatırım yaptık. 21 katrilyon, bunlarla kalmadık yeni yatırımlarla beraber yolumuza devam edeceğiz. Sivas-Malatya yüksek hızlı tren hattı, şehrimizi ülkenin tüm hızlı tren hatlarına bağlayacak önemli bir proje. Çalışmaları yürüyor. Sivas tarafından gelecek bu hat Elazığ, Diyarbakır'a kadarda devam edecek. Şu anda proje çalışmaları sürüyor. Bir aksilik olmazsa önümüzdeki yıl inşasına başlanmasını bekliyoruz. Malatya'mızın bölünmüş yol uzunluğunu 36 kilometreden 424 kilometreye çıkartmıştık. Kuzey Çevreyolu'nun da inşası başladı. Bu projeyi de söz verdiğimiz şekilde tamamlamakta kararlıyız. Kömürhan Köprüsü, Kömürhan Tüneli bağlantı yolları büyük ölçüde bitti. Eksikler tamamlanınca yakında birlikte hepsini açacağız. Eski stadın yerini Millet Bahçesi'ne dönüştürüyoruz. İhalesi yapıldı, inşası yakında başlayacak. Ülkemizin önemli tarım merkezlerinde olan Malatya'da şeker pancarı üreticilerimize verdiğimiz ve memnuniyetle karşılandığını gördüğüm ton başına 300 liralık fiyatı bir kez daha burada tekrarlamak istiyorum. Bu fiyatın üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum."

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Sultanahmet'te patlama!
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA