Sağlık
Giriş Tarihi : 11-12-2021 12:11   Güncelleme : 11-12-2021 12:11

Her bel ağrısı fıtık demek değildir!

Prof.Dr.Serbülent Gökhan Beyaz konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Her bel ağrısı fıtık demek değildir!

Bel ağrısı, iş gücü kaybı ve halk sağlığı açısından önemli sosyo-ekonomik ve hastanelerde aşırı sağlık hizmetleri yükü oluşturan, dünya çapında önemli bir sağlık sorunudur. Bel ağrısı yılda %22-65 olduğu tahmin edilmektedir: Yaşamın 50-60’ lı yaşlar arasında en çok görülür ve nüfusun %80 kadarında yaşamın bir noktasında hafif ya da şiddetli bel ağrısı mevcuttur. Bel ağrısı yaşayanların yaklaşık %60-80'inde gerçek bir neden teşhis edilemez ve ağrının kas veya omurlardaki bağların gerginliğine bağlanır. Bel ağrısının nedeni belirsizliğini korusa da sıklıkla bel fıtığı ve omurgadaki kireçlenme ile bu ağrı oluşur. Bel fıtığı, bel bölgesi ve sinir köklerinde direk sinire değerek veya sıkıştırarak birçok biyokimyasal ve yangısal uyarılar oluşturabilir, ayrıca bacakta ve ayakta yanma, kendiliğinden ısınma veya sıcak bir şey dökülmüş gibi hislerle beraber ve ayağa, bacağa vuran ağrıya neden olabilir. Her bel fıtığı belde ağrı yapacak diye bir şart yoktur. Sadece ayakta veya baldır bölgesinde ağrı şeklinde de ortaya çıkabilir. Çoğu durumda, kendi kendini sınırlayan veya gerileyen bir durumdur, ancak nüksler yaygındır ve önemli sakatlık ve ağrının kronikleşmesine neden olabilir.

Bel ağrısının tedavisi ile bel fıtığının tedavileri aynı durumlar değildir. Bel fıtığı şart olmamakla birlikte bel ağrısına neden olabilir fakat her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Tedavide burada farklılık gösterir. Konservatif bir yaklaşım ağrı kesici kas gevşetici ilaçlar ve fizik tedavi genellikle ilk basamak tedavi olarak kabul edilir. Bu tedavi ile hastalar fayda görmezse perkütan enjeksiyonlar gibi minimal invaziv tedavilerin kolay tolere edildiği ve oldukça iyi klinik sonuçlar verdiği gösterilmiştir. Bu tedaviler içerisinde bel fıtığına ozon gazı uygulamasının, bel fıtığına bağlı bel ağrısının ya da sadece bacak veya ayak ağrısının giderilmesinde en etkili tedavilerden biridir. Son yıllardaki dünya literatürü de bunu söylemektedir. Bel ve boyun fıtığına ozon uygulamasının bilgi ve tecrübe gerektiren bir yöntem olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu yöntemler mutlaka ameliyathanelerde, perkütan dediğimiz teknikle iğnenin beldeki fıtığın içerisine dikkatlice yerleştirilmesi gerekmektedir. Özel iğneler doğru yerleştirilmezse bel kaslarına ozon gazı enjeksiyonundan başka bir şey olmayacaktır dolayısıyla beklediğimiz faydayı göremeyiz.

Bu tedavilerin sadece ağrıyı geçirdiği tedavi etmediğini yönündeki eleştirilere katılmadığımı ifade etmek isterim. Açık cerrahinin ve bel fıtığına ozon uygulamalarının ortak beklentileri sinirin üzerindeki fıtığın ortadan kaldırılmasıdır. Açık cerrahide fıtık dokusunun hepsi çıkarılırken bel fıtığına ozon uygulamasıyla da fıtığının büzüşmesine ve sıkılaşmasını sağlayarak iyileşmesini sağlamaktadır. Mikrodiskektomi dahil bütün açık ameliyatlar sonrası kireçlenmede hızlı bir artışla beraber fıtık dokusunun sinirleri korumak için sağlamış olduğu yüksekliği de azaltmaktadır. Dolayısıyla sinir sıkışması, yapışıklık ya da tekrar fıtıklaşma nedeniyle yeni bir ameliyata zorunluluk doğmaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı bel veya boyun fıtığı nedeniyle ameliyat kararı alınmadan önce hastaların bel ve boyun fıtığına ozon uygulamasının etkinliğini araştırmalarınında ve ağrı doktoruna muayene olmalarında fayda vardır.