Advert
EN TEHLİKELİ SİLAH KESKİN HAFIZADIR..
Ersu Malkoç

EN TEHLİKELİ SİLAH KESKİN HAFIZADIR..

Yaklaşık son iki üç aydır vaktimi dostlarımı ziyaret ederek ve ağırlıklı olarak dinleyerek geçiriyorum.
Herkesi pür dikkat dinlerken, siyasi, ticari ve sosyal konuları onların açmasını bekleyerek insanları anlamaya çalışıyorum.
Genellikle benden yorum isteyenlere ise 'yıllardır yorum yapıyorum artık dinleme zamanı' diyerek espirili şekilde yaklaşıyorum.
Bu süreçte inanın çok değişik, ilginç ve zaman zaman aklıma gelmeyecek fikirlerİ duymak beni mutlu ediyor.
Geçenlerde yine bir dost sohbetinde 'hazır yakalamışken seni salmayız' deyip ille de yerelden genele bir soru cevaba tutuldum.
Fena da olmadı hani...
Ben de biraz olsun hafıza tazeleyip eski defterleri şöyle bir karıştırmış oldum.
Dediler ki; 'Yahu kardeşim biz senin yerinde olsak bu MHP nin kapısının önünden bile geçmeyiz!'
Neden? diye sorduğumda;
Cevap ise çok enteresan...
Bizlerin çoğu senden yaşça büyüğüz ama sen çocukluğundan bu yana yılmadan, bıkmadan ve usanmadan MHP-Ülkü tutturmuş gidiyorsun.
İyi hoş güzelde ne geçti eline?
Hep dışarıdasın, hem muhalefettesin...
İçte de muhalefettesin, dışta da ne olacak bu işin sonu? diyerek beni bir hayli terlettiler. 
Ben de onlara Nasrettin Hoca'nın meşhur kadıya ne olacaksın? 'Hiç' ben zaten 'hiç'lik makamındayım. 
Ne kadar yükselirsen yüksel, ne olursan ol sonunda hepimiz hiç olmayacak mıyız? hikayesini anlattım.
Dakikalarca güldük...
Evet, ne kadar makam için kılıç sallayanlar varsa sonunda hepsinin hiç olacağı bir realitedir.
Ne olursan ol, ne yaparsan yap, hangi mevkiye gelirsen gel önemli olan yaşadığın sürece bu dünyada hoş bir sada bırakabilmek değil midir?
Gelelim başka bir hatıramıza;
Yıl 2009....
MHP Atakum ilçe başkanlığına atanmıştım.
Atanmam ile görevden alınmam bir olmuştu.
Sebebi uzun ve derin...
Bilenler konuyu bilir...
ANAP ta küçük görevlerde bulunmuş bir arkadaşımızı benim yerime atadılar.
O dönem Atakum'da bir karışıklık aldı başını gitti.
Atakumlu ülkücü ağabeylerim bu duruma çok tepkili idiler.
Hepsini yatıştırmak ise yine bana düşmüştü.
Demokratik yollarla mücadele edeceğimize birbirimize söz vermiştik.
Üç-beş ay sonra bu arkadaşımızı yerel seçimlerde meclis üyesi aday adayı yaptılar.
Onun yerine de müteşebbis olarak bir başka arkadaşı atadılar.
Çok konuşulacak şeyler olmasına karşın geçmiş zaman ve iç meselemiz olması hasebiyle daha derinlere inmeyeceğim.
Asıl konu şimdi başlıyor.
Kongre takvimi yaklaşmıştı.
Ben de ilçe kongrelerinin neredeyse tamamına icabet ediyordum.
Soruyorlardı?
Ya kardeşim sen Atakum'a mı adaysın, İl başkanlığına mı?
Neden ilçe kongrelerine gidiyorsun? diye...
Halbuki şehri bir bütün görmek teşkilatçı yaklaşım olduğundan kazanan kaybeden hepsini bizim olarak görüyordum.
Böyle de olmamız gerekiyordu zaten... 
Ben de kazanmış olsam bu arkadaşlar ve İl başkanımızla teşkilatlarımızı beraber yönetmeyecek miyiz? diye cevap veriyordum.
Bu sırada Amasya il kongresine davet edildim.
İki listede de sevdiğim önemli 2 dava arkadaşım vardı.
Sağ olsunlar çokta iyi ağırlandım.
Genel merkezimizden görevli olarak zamanın genel Başkan yardımcılarından Cihan Paçacı da oradaydı.
Oy kullanımına başlandığında kongre salonuna yakın bir çay bahçesinde sohbet ortamı oluştu.
Ben de Paçacı ya kendimi tanıttım.
Kendisine;'Efendim bizim de ilçe kongrelerimiz başladı. Şahsım da Atakum ilçemize adayım demeye kalmadan ne cevap verdi dersiniz?
Hıı... Sen Yusufiyelilerin adayı olan kişisin. 
Duyduğuma görede Çek-senet işlerinle uğraşan arkadaşsın! öylemi?
Ne yalan söyleyeyim o an hiç şaşırmadım ve şöyle bir cevap verdim;
Beni size bu şekil tanıtmalarına çok memnun oldum Sayın Genel Başkan Yardımcım.
Nasıl yani? dedi.
Yusufiyeli ağabeylerimin bir çoğunu tanır ve severim ancak yaşım itibarı ile yusufiyeli olmam imkansız. 
Çek-senet olayına gelince ben ticaretle uğraşıyorum ve hakkımda böyle bir hukuki olay olmamıştır.
Tek bir şahitli örnekte bulamazsınız diye de ekledim.
Kendisi sözlerim karşısında şaşırırken, gerçekten çok sevinmiştim o gün. 
Düşünsenize ahlaksızca bir sürü itham varken, konduramayıp ya da cesaret edemeyip ancak bu şekilde Genel Merkez-Devlet Bahçeli düşmanı olduğumu ve kongreyi kazansam dahi 
görevden alınacağımı bu şekilde ima etmişlerdi.
Seçimler ise kongre sabahı yapılmadan iptal edilmiş sözde Genel Merkez karşıtı olmam içtehatıyla 'ya kazanırsa il kongresi' istedikleri gibi sonuçlanmayacağından
kökten çüzüm olarak kongre iptali yapılmıştı.
Ayrıntılar yine iç meselemiz deyip burada o konuları tekrar çok fazla irdelemek derdinde değilim.
Şimdi bakıyorum da,  o dönem ben ve arkadaşlarıma 'Bahçeli karşıtı' diyenler bu süreçte kimler ile beraber...
17 üst kurul delegesinin 5 tanesi Atakum teşkilatından ve 1 kişi hariç tüzük kurultayı için imza vermiş durumda.
Bu eleştiri Himmet-minnet ilişkisine girip teşkilatçılığı adamcılık ve ekipçilik şekline getiren herkesedir.
Ayrıca demokratik haklarıdır imza verip vermemek...
Şimdi sormazlar mı adama 'bu ne perhiz bu ne lahana turşusu' diye...
Bu arada MHP Samsun'da bir fetret devri yaşamakla beraber bana göre iyi bir İl Başkanı ve yönetimine de kavuşmuştur.
Ancak Genel ve  yerel siyaset ortadadır.
Biz de duruşumuz ve fikirlerimizle hala aynı yerdeyiz...
Şu sözü bir kenara yazın;
'En tehlikeli silah keskin hafızadır''
Selam ve Dua ile...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
//
// //
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sarıkamış'ta katliam gibi arazi kavgası: 6 ölü, 5 yaralı
Sarıkamış'ta katliam gibi arazi kavgası: 6 ölü, 5 yaralı
İçişleri Bakanı Soylu: Yaşlılar 'bize eksik pusula verildi' diyor
İçişleri Bakanı Soylu: Yaşlılar 'bize eksik pusula verildi' diyor