Advert
SAFLARI BELLİ EDELİM...
Ersu Malkoç

SAFLARI BELLİ EDELİM...

Uzun zamandır klavyemin başına geçemedim.

Arkadaşlarım, eş-dost, çevrem ile yer yer Türkiyemizin bu sıkıntılı sürecini değerlendiriyoruz elbette...

Öyle bir yalan ve iftira siyaseti var ki akıl tutulması yaşamaktan elim bir şeyler yazmaya varmadı inanın.

Hele hele terörün ve ihanetin açtığı psikolojik yara yediklerimizden, içtiklerimizden bile tat almaz hale soktu her birimizi...

Koalisyon mevzularını hiç konuşmamıza, tartışmamıza gerek bile  duymadan 'AKP'nin oyalama' operasyonu diyerek formüle edebiliriz.

Asıl kafama takılan sorular ise çok farklı; 'yalan' siyasetinin Türk milletinin genetiğine nasıl işlendiği!..

İnternet ve hız çağında her konuşmanın ve açıklamanın kayıt altına alındığı biliyoruz.

Bu kayıtların görsel anlamda internet sitelerinde aleni olarak izlenebilmesine rağmen insanlarımızın araştırma ve gerçekleri görebilme körlüğünü nasıl kazandığını merak ediyorum.

Hatta daha da ilginci sokakta, iş yerlerimizde ve sosyal olan her alanda günlük sohbetlerimizde anlatmaktan yorulup gına getirdiğimiz anlar bile yaşıyoruz.

Ne söylersek söyleyelim, ne kadar anlatırsak anlatalım, herkes inandığı gibi olaylar görmek ve anlamak istiyor.

Bu montaj...

Vardır yapanın bir bidiği... 

Adam namaz kılıyor olur mu öyle şey...

Karısının başı örtülü git işine...

Herkes yalan söylüyor bunda ne var... 

Genel olarak eleştirilerimize bu cevapları alarak kalkıyoruz masadan...

Ne yalan söyleyeyim bu kitlenin en büyük kısmını kendilerini muhafazakar! diye tanımlayan insanlar olduğunu utanarak söylemek zorundayım.

Bazen düşünüyorum da çok katı ve sert çizgilerim var mı acaba? diye...

Yoksa toplum çok büyük bir ahlaki buhran mı yaşıyor?

Biraz daha açalım isterseniz;

Kendilerini sosyal demokrat -ulusalcı-Atatürkçü olarak tarif edenler, bir bakıyorsunuz PKK nın siyasi kanadı HDP ile aynı safta konumlandırıyorlar.

Soruyoruz?

'Kardeşim siz nasıl Atatürkçüsünüz ki kürtçü bölücü unsurlar ile paralel düşünebiliyorsunuz? diye... 

Genel olarak cevap alamamakla birlikte, 'aman AKP gitsin de kim gelirse gelsin' mantığı egemen kılmış bu cenahı...

AKP'li arkadaşlarımla konuştuklarımızı yazsam inanın ne sayfalar yeter ne de saatler anlatmaya...

İnanç simsarlığı, yalan, fitne ile kalplerinin paslandığını üzülerek seyretmekten başka bir şey yapamamam beni çok üzüyor. 

Onları İslam tarihinde' 'HARİCİLER'olarak adlandırılan zümreye benzetmekten kendimi alamıyorum. 

Kendileri gibi düşünmeyen herkesi neredeyse kafir ilan edebilecek kadar katılaştıklarını söylemek mümkün...

Son zamanlarda kendimce bir analiz yaptım!

Neden Türk Milliyetçileri iktidar olamıyor? 

Teşkilatları yargıladım, siyasi çalışmaları sorguladım, hatta lideri bile ele almaktan kaçınmadım... 

Atatürkçüsün ve Türk Milliyetçisi olan siyasi bir organa kin duyuyorsun...

Baktım bir mantık kuramadım.

Muhafazakarsın ama felsefesi Türk-İslam ideali olan bir partiye oy veremiyorsun.

Düşündüm, tarttım inanın haklı hiçbir yanlarını bulamadım.

İnancım o ki, bu iki kesimin büyük bir kısmının Türk milliyetçilerine yakın olma ihtimali yok...

Bu durumda hiç kendimizi yormayalım ve kandırmayalım. 

Ne hareket, ne teşkilatlar ne de lider sorunlu...

Sorunlu olan bakmayan, araştırmayan ve Türk milletine sevgi besleyemeyenlerin sorunudur.

Bir kısım din ile sorunlu.

Bir kısım Türk ile sorunlu.

Yani ben bunu kan ve inanç sorunu diyerek formüle edebiliyorum.

Ya dinsiz Türk, ya da soysuz müslüman olmamızı isteyen tarafların arasında sıkışmış bir zümre görüyorum.

Biliyorum bazı AKP'li ve sosyal demokrat arkadaşlarım bana kızacaklar, bu yazdıklarıma belki de üzülecekler...

Bu benim tespitim, benim gerçeğim...

Doğru olanın  tek olduğunu söylemek bir müslümanın da boynunun borcudur.

Artık saflar netleşmelidir.

Artık kılıçlar kesmelidir.

Son Seçimlere baktığımızda saflar netleşmeye başlamıştır .

Bu saflar HDP (PKK) ve Milli-manevi tek temsilci MHP saflarıdır. 

Biraz ağır gelecek ama durum bundan ibarettir.

Sakın ola rakamlara takılmayın.

Bir tarafta dinsiz bölücüler, diğer tarafta Müslüman-Türk'ün son kalesi Ülkücüler vardır.

Ortada sıkışan ise söz de Atatürk hayranları ve söz de muhafazakarlardır.

Bir kez daha buradan seslenmek istiyorum;

Halis niyetli muhafazakar ve vatansever insanlarımız takkenizi önünüze alın ve düşünün!..

Ya birlikte var olacağız, ya da birlikte yok olacağız.

Gelin bir kere dahi olsa Türk milliyetçilerini tek başına iktidar yapalım... 

Bakın terörün kökü nasıl kazınır.

Gelin birlikte yürüyelim. Milli-manevi iklim bizi nasıl ısıtır.

Kimseyi ayırmadan mezhebi meşrebi sorgulamadan ecdadın birleştirici iksirinden içelim.

Gelin yine yedi düvele karşı o büyük Türk milleti olalım.

Gelin alevisi, sünnisi, çerkezi, kürdü, gürcüsü, lazı o büyük ruhu canlandıralım.

Kısacası

Bir olalım, iri olalım, diri olalım.

Selam ve dua ile...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
//
// //
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sarıkamış'ta katliam gibi arazi kavgası: 6 ölü, 5 yaralı
Sarıkamış'ta katliam gibi arazi kavgası: 6 ölü, 5 yaralı
İçişleri Bakanı Soylu: Yaşlılar 'bize eksik pusula verildi' diyor
İçişleri Bakanı Soylu: Yaşlılar 'bize eksik pusula verildi' diyor