Advert
NE EKERSEN ONU BİÇERSİN!..
Ersu Malkoç

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN!..

Bakıyorum da bu sıralar yeniden çeşitli kavramlar üzerinden cümleleler kurulmaya başlanmış.
Hatta bu cümleler altı boş kelimelerle doldurulup bilirkişi pozları, dava adamlığı edaları, özellikle sosyal medya üzerinden gırla gidiyor.
parti içinde eleştiri yapan herkes hain, bunları söyleyenler de en doğru her nedense.
Bir kayıkçı kavgası sürüp gidiyor.
Sonuç? 
Sonuç yok.
Çözüm?
Lafta çözüm çok!..
Gerçek?
Gerçekler ise çok acı...
Özellikle de hangi kaynaktan beslendikleri meçhul arkadaşlar bir de harekete ayar vermeye çalışmazlar mı?
Çıldırmamak elde değil vesselam.
Bu mevzulara da bitiyorum be kardeşim.
Bazı arkadaşlarımı hemen tenzih etmem gerekir biliyorum.
Tabiri caizse üç günlük hareketçi ombudsman pozlarıyla orayı burayı geriyor hem de tüm gevşeklilikleriyle.
Buradan şunu da söylemek gerekir ki vatan sevgisi kimsenin tekelinde değildir.
Sevin birader vatanınızı ancak Türk-İslam Ülkücülerinin siyasi organizasyonu olan MHP üzerinden kirli düşüncelerinizi üzerimizden çekin.
Liyakat mı? 
Sadakatmı? 
Yok o mu? 
Yok bu mu?...
Satır arasını biraz açayım isterseniz, daha söyleyeceklerim var çünkü.
Sadakat derim konuyu kapatırım...
Aynı kaynaktan beslendiğimiz ağabey, arkadaş ve kardeşlerim beni anlar anlamasına da, yine de kafası karışanlar varsa şapkasını önüne alır biraz düşünür.
Her teba da her kul da liyakat aranmaz.
Liyakat-beceri-uygunluk herkeste doğuştan kazanılan beceri değildir.
Sadakat ise insanoğlunun doğuştan var veya yok olduğu bir karakterdir.
Basit bir örnek verelim isterseniz;
Bir mahalle düşünelim.
Var sayalım ki tamamı 'müslümanım' diyen bir mahalle olsun bu örneğimiz.
içlerinden dinini okuyan, anlayan kaç tane çıkar sizce?
Var sayalım üç beş tane ilimle uğraşan bilgili zeki ve hitabeti kuvvetli adam var. 
Aralarında itikadi anlamda farklı yorumlar yapıp o mahalleyi kendi arkasına almaya çalışıyor.
Mahalleli de, temiz saf inanmış adamlar bir kaç parçaya bölünüp önderlerinin en liyakatli olduğunu düşünmeyecek mi?
Peki nasıl bir çözüm ve analiz yapılmalı?
Çok basit arkadaş...
İnsan ilk Allah'a, Kuran'a, dinine, töresine, soyuna, sadakatle (içtenbağlılık) bağlanıp, gelenekçi olup geleceğe sadakat temeli liyakatli insan yetiştirip kendini 
kendi ile yönetecek.
İşin doğrusu da, olgusu da budur.
Gelelim kendi kavgamıza;
İsterseniz liyakat timsali! vitrinlerimizi inceleyelim.
Liyakatli Sayın Meral Akşener.
Evet, liyakatli, becerikli ve kendine has tavırları olan geçmişte başarılı biri.
Bir çok üst düzey görev almış ve hafızam beni yanıltmıyorsa 2001 yılında MHP saflarına katılan bir hanımefendi.
Daha önce DYP ve AKP ...
Hoş geldi sefa getirdi.
Başımızın üzerinde yeri de var.
İnancım şu dur ki; MHP de olması bir kazanımdır bizim için.
Liyakat dedik ya, bu hanımefendi de var çünkü...
Peki sadakat? 
Onu bu mertebelere getiren nasıl tükaka oldu?
Gelin biraz daha derinleştirelim konumuzu.
Yıl 2011...
Sayın Devlet Bahçeli'nin karşısında Koray Aydın aday.
Hanımefendiye bir gazeteci arkadaşımız Samsun da ki bir üst kurul delegesinin yanından telefon açıyor.
Diyor ki, 'kimi destekleyeceksiniz?'
Cevap veriyor.
'Ben Genel Başkanımın emrindeyim'
Olması gereken de bu...
O'na göre liyakatli hanımefendiyi yanına alan Genel Başkana sadakat örneği!
Peşine gazeteci arkadaş, senli benli diyaloğu olan hanımefendiye bir soru daha soruyor.
Sayın Akşener, TBMM Başkan Vekilliği görevinizi ifa ederken, ABD misyon dönem şefi ile görüştünüz mü?
Hanımefendi biraz duraksadıktan sonra 'görüştüm ama Genel başkanımın emriyle değil, geçmiş bakanlık dönemimde ki dostluğumuzdan ötürü kendi insiyatifimle...'
Arkasından ekliyor;'Benim siyasi geleceğimle oynamayın ne olur beni genel başkanımla kötü etmeyin...'
'Allaha ısmarladık'denilip görüşme bitiyor.
Yarım saat sonra hanımefendi telefondan geri dönüş yapıyor ve ağlamaklı bir ses tonuyla 'Genel Başkan istedi ben görüştüm' diyerek sadakat! örneği veriyor.
Dahası ise ben de kalmak kaydıyla konuyu merak edenlere bire bir sohbetimiz de anlatırım.
Anladınız mı şimdi liyakat nereye kadar?
Gelelim Koray Aydın'a...
Yalan yok 2011 kongresinde nazımın geçtiği delege arkadaşlara bir değişimin olması gerektiğini söylemiştim.
Bana göre de Koray Bey'in aldığı oy bir başarı örneğidir.
Her şeye rağmen siyasi geleceklerini tehlikeye atan delege veya değil o dönemde önemli bir mücadele örneği verdiler.
Çünkü Koray Bey çizgisinde kırılma olmayan davaya sadakatle bağlı ve liyakatli bir lider olabileceği öngörüsü rakiplerinde bile bu etkiyi yaratmıştı
Sonuç Devlet Bahçeli kongreyi kazandı ve 'fitnenin başı ezilmiştir' dedi.
Koray Bey taraftarları otomatikman fitne oldu!
Daha da acısı ona destek veren teşkilatlar (Trabzon hariç) kapatıldı ya da görevden alındı.
Peki Koray Aydın ne yaptı?
Hangi destekçisini aradı? 
Üstelik genel merkez onu tekrar vekil bile yaptı? 
Demek ki gerçekten liyakatli!
Ama sadakat? 
Yolda bırakılan bir sürü Ülkücü...
Onlar ne oldu...
Elde var sıfır oldular ne yazık ki...
Sinan Oğan'ın mevzularına girmek dahi istemiyorum...
Çok su kaldırır ama inanın o da çok liyakatli...
Haydi Devlet Bahçeli'ye sadakatle bağlı! 
Ekibine bir göz atalım.
Yıllarca bir sürü liyakatli büyüklerimizi yanına aldı ama ana kriter ona sadakatli olmalarıydı.
Mesela karşısına aday olan Ümit Hoca'yı gazetelere ajan-fitne vs konularla suçladı.
Üye olduğu Yusufeli teşkilatını bırakın ona ikametgah senedi veren muhtar bile ceza aldı.
Çok üzülüyorduk o günlerde...
Sayın Özdağ çok değerli, camiayı, literatürü, davayı bilen biriydi.
Her ortam da MHP yi sonuna kadar savundu. 
Davaya olan sadakatini gösterdi! 
Genel merkez yıllar sonra Ümit Hoca'yı ilk önce vekil daha sonra da genel başkan yardımcısı yaptı.
Bu tür davranışlar da taban açısından beklenen ve sevindirici bir gelişme olarak kalbimizde yer buldu.
Ancak bu durum Özdağ Hoca'nın tekrar hain! olmayacağı anlamına gelir mi ?
Şu an aday ve destekçilerinin hepsi hain ilan edilmedi mi?
Nasıl bir açmaz da MHP farkındasınız artık değil mi?
ilçe seçimlerinde çakma delege ile başkan seç...
İl delegelerini çak. 
Aman elimizden gitmesin de. 
İl bize yakın olsun mantığı uygula..
Üst kurul delegelikleri lİyakati kendine has ilçelerin il delegeleriyle kazan.
Sonunda da adam pazarlığı yap...
Genel merkez ise kim il, kim ilçe başkanı olmuş, ülkücüler budanmış, budanmamış bana ne desin.
Şİmdi de 'acaba tüzük değişikliği için imza toplanır mı' diye Balgat stresi hareketi sıtma yapsın...
Ne ekersen onu biçersin ...
Sözde ülkücü delege (Samimi ülkücü delege arkadaşlarımı tenzih ediyorum) harekete bir ivme bir çıkış yolu kazandırır artık.
İşte durum bundan ibaret...
Ülkü ocakları ve ülkücü kuruluşlar milletimizin her zaman sigortasıdır.
Her bir ferdini kalbinden öpüyorum.
Çoğu hesapsız ve davaya Türkeş ideallerine sadakatle bağlı.
Son olarak kim genel başkan olursa olsun bizler davaya sadakatle bağlı kalanlardan olacağız ve böyle de öleceğiz.
Siyaset bizim partimiz de bile bu hali almış ise millete siyaset ile hizmet etme amacı olanlar legal her partide siyaset yapabilirler.
Buna da artık kimse kızmasın. 
Dedik ya vatan sevgisi bize endeksli değil ama lütfen herkes kendi menbağında kendini tarif etsin.
Lütfen kendi arkadaşlarımızda şucu bucu diye ayrılmasın...
'Şu genel başkan olursa ben de bir yerde olurum' demesin ...
Bilmem anlatabildim mi?
Selam ve dua ile...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
//
// //
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sarıkamış'ta katliam gibi arazi kavgası: 6 ölü, 5 yaralı
Sarıkamış'ta katliam gibi arazi kavgası: 6 ölü, 5 yaralı
İçişleri Bakanı Soylu: Yaşlılar 'bize eksik pusula verildi' diyor
İçişleri Bakanı Soylu: Yaşlılar 'bize eksik pusula verildi' diyor