Advert

Yrd. Doç. Özmen: "Fırat'ın doğusundaki PKK/YPG varlığı neden gündemde yok?"

İSTANBUL Rumeli Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Süleyman Özmen Büyük Orta Doğu Projesi (BOP)'nin bölgemizde bugün de kararlılıkla devam ettiğini söyledi.

Yrd. Doç. Özmen:

 Türkiye'nin eli kulağında Afrin harekatını da değerlendiren Özmen "Afrin taktik bir harekat olduğu için eksiktir, 2006 yılında ABD'li Yarbay Ralph Peters  Amerikan Silahlı Kuvvetleri Dergisi'nde (Armed Forces Journal) 'Kanla Çizilmiş Sınırlar, Daha İyi Bir Orta Doğu Nasıl Görünürdü' başlıklı yazısında; Orta Doğu’da sınırların hiçbir zaman tam olarak adil olmadığını öne sürdü ve o tarihten itibaren tartışmalara yol açan Orta Doğu’nun yeniden şekillendirildiği bir harita çıkardı. Bu haritada sözde "Büyük Kürdistan’ın sınırları Suriye'de Fırat'ın doğusundan geçiyor. Bizim Suriye harekâtımızda da Fırat'ın Doğusu'ndaki PKK/YPG hiç gündeme gelmiyor. Sanki terör örgütünün oradaki varlığını kabul ediyoruz gibi " dedi.

Türkiye'nin terör örgütü PKK'nın Afrin'deki varlığı ve sınırlarımızdan yaptığı saldırılara son vermek için meşru müdafaa hakkı çerçevesinde Afrin, ardından da Fırat'ın batısındaki Münbiç'deki harekâta her an başlaması bekleniyor. Türkiye'nin olası Afrin harekâtını kendisi de eski bir asker olan ve daha önce başta Irak ve Afganistan olmak üzere birçok Orta Doğu ülkesinde Türk Subayı olarak çeşitli görevler yapan İstanbul Rumeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Süleyman Özmen değerlendirdi.

Özmen,"Soğuk savaş sonrası dünya üzerinde bozulan güç dengesi ABD’nin lehine olacak şekilde değişmiştir. Bu gelişen durumdan istifade eden ABD ve Batı yönetimleri Doğu’ya doğru hareket etmeye başlamıştır. Bu hareket, küresel teröre karşı mücadele, demokratikleştirme, insan hakları ihlallerinin önlenmesi gibi sebepler öne sürülerek meşrulaştırılmaya çalışmıştır. Tarihe milât olarak geçen 11 Eylül 2001 sonrası şekillenen “Yeni Dünya Düzeni” içerisinde stratejik menfaatlerin odaklandığı Orta Doğu istikrarsızlık merkezi addedilerek burada sözde ABD menfaatlerine karşı tehdit olarak algılatılan iki güç kaynağı, “Radikal İslam” ve “milliyetçilik” akımlarının bölgeye uygun demokrasi ve ekonomik kalkınma hareketlerinin ateşlenmesi suretiyle “Ilımlı İslam Kuşağı”na dönüştürecek uluslararası mekanizmaların harekete geçirilmesi hedeflenmişti. Bu kapsamda 'Soğuk Savaş' dönemi sonrası ABD tarafından bölgemizde önce 'Büyük Orta Doğu (BOP)', daha sonra da 'Genişletilmiş Orta Doğu Projesi (GOP)' adı altında uygulanmak istenen projenin halen yürürlükte olduğunu belirtti. Özmen "BOP bir süre rafa kaldırılmış gibi bir illüzyon, algı yaratıldı ancak halen kararlılıkla uygulanmaya devam ediyor" dedi. Büyük düşünür İbn Haldun'un 'Coğrafya kaderdir' sözünü hatırlatan Özmen şöyle konuştu:

"AFRİN HAREKATI TAKTİK BİR HAREKAT OLDUĞU İÇİN EKSİKTİR"

"Bizim kaderimiz de bu coğrafyada yaşıyor olmaktır. Anadolu coğrafyasında yaşayan kavimlerin zayıf olma, öngörüsüz olma hata yapma lüksü yoktur. Zira Türkiye Cumhuriyeti, kapitalizmin zulmüne ve aldatmacalarına maruz kalan tüm mazlum milletlerin son kalesidir. Bugün de Türkiye'nin Afrin harekâtı gündemde. Harekât ülkemizin sınırlarını korumak acısından önemlidir ancak taktik bir harekât olduğu için eksiktir. 1978 yılında kurulan PKK ilk silahlı eylemini 1984 yılında yapmış ve örgütün kuruluşundan bu yana tamı tamına 40 yıl geçmiştir. 40 yıl boyunca onbinlerce şehidimize ve maddi manevi kayıplarımıza rağmen koruyamadığımız sınırlarımızı sadece Afrin’i aldıktan sonra koruruz düşüncesi stratejik bir yanılgıdır. 2006 yılında ABD'li bir yarbay  Amerikan Silahlı Kuvvetleri Dergisi'nin (Armed Forces Journal) Haziran sayısında  'Soğuk Savaş Öncesi ve Sonrası' başlıklı bir harita çıkardı. O günlerde Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırma Merkezi (SAREM)'inde o haritayı uzman arkadaşlarla birlikte inceledik. Haritada kurulmak istenen terör devletinin çıkışı Akdeniz değil Karadeniz olarak gösterilmişti. Oysa coğrafyayı ve bölgedeki Kürt nüfusunu ele aldığımızda stratejik kazanımlar açısından terör devletinin Akdeniz’de mutlak surette kıyı edinmesi gerekiyordu.

ABD’li Emekli Yarbay Ralph Peters’in haritasında sözde 'Büyük Kürdistan' Suriye'nin kuzeyinde Fırat'ın doğusundan Diyarbakır'ı da içine alacak şekilde, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizden bölgenin stratejik önemi haiz su rezervlerine de içine alarak Karadeniz’e çıkıyor. Fırat'ın doğusu burada ABD tarafından sınır olarak belirlenmişti.

"FIRAT'IN DOĞUSUNDAKİ TERÖR ÖRGÜTÜ PKK/YPG VARLIĞI NE OLACAK?

Bizim Suriye harekatımızda Fırat'ın doğusundaki güney sınırlarımızda PKK/YPG'nin sözde kantonlarının hiç gündeme getirilmemesi oldukça düşündürücüdür. Sanki terör örgütünün oradaki varlığını kabul ediyoruz gibi. Terör örgütünün Afrin ve Münbiç'ten temizlenmesi taktik olarak doğrudur. Ancak Türkiye'nin harekatı resmin bütününe bakıldığında stratejik açıdan eksiktir. "

"SURİYE  8 PARÇAYA BÖLÜNDÜ"

Bölgemizde asıl amaçlananın büyük bir mezhep savaşı olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Özmen "Suriye'yi sahada 8 parçaya böldüler, 8 farklı grup var. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içinde Türkmenler olduğu için yakınlık duyuyoruz. Ancak ÖSO'nun kuruluşunu unutmayalım. ABD ve Koalisyon içindeki Arap ve Körfez ülkeleri ile birlikte 'eğit-donat' projesinin içinde ÖSO'nun kuruluşunda biz de vardık. ÖSO'nun da bölünen diğer unsurların da ne kadar özgür olduğunu sorgulamamız gerekir" dedi.

İsrail devletinin ilk kuruluş yıllarını da hatırlatan Özmen, "Türklerin 1917 senesinde 400 senelik barış ve huzur döneminin ardından bölgeyi terk etmeye zorlanmasından sonra sözde özgür Arap birliği kurulacağı vaatleriyle İngiliz ve Fransız Manda Yönetimlerine bırakılan Orta Doğu’da o tarihten itibaren barış ve huzur tesis edilememiştir. Türklerin bıraktığı tarihte genel nüfusa göre yüzde 6’yı geçmeyen Yahudi nüfusu tüm uluslararası hukuk kuralları hiçe sayılarak bugün yüzde 80’lere ulaştırılmıştır. Özgür Arap Birliğini kuracağını düşünen Arap halkları Türk İslam Halifesi yerine Hıristiyan İngiliz Halifesini tercih etmiş ve Filistin devleti 1988 yılında üzerinde herhangi bir söz hakkı olmadan halkının yaşamaya mahkûm bırakıldığı topraklar üzerinde kurulmuştur. 1917 senesinden İsrail devletinin kurulduğu 14 Mayıs 1948 senesine kadar İngilizlerin de katkılarıyla kurulan çeşitli Siyonist örgütler vasıtasıyla Filistinliler terörle, katliamla, zorla kendi topraklarından sürüldü. Siyonist örgütler, İsrail devletinin kuruluşu açıklanana değin, işgal edebildikleri kadar toprağı işgal ettiler, halende ediyorlar.

TERÖR ÖRGÜTÜ PKK' DA ETNİK TEMİZLİK YAPIYOR

Sözde 'Büyük Kürdistan' da aynı yolla kuruluyor. PKK Arapları, Türkmenleri göçe zorlayarak, ele geçirdiği bölgelerde etnik temizlik yapıyor. Tarih kendinden ders almayanlar için acımasızdır. İngiltere’nin 100 sene önce yaptığı taslak Orta Doğu bu kez ABD tarafından yeniden düzenlenmekte, 2006 yılında ABD’de yayımlanan harita ve makalenin sonunda hangi ülkelerin kazanacağı hangi ülkelerin kaybedeceği yazılmıştı. Kaybedecek ülkeler listesinde; Afganistan, Irak, Suriye, Mısır, Katar, Kuveyt, Pakistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Filistin Özerk Yönetimi ve Türkiye var" diye konuştu.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
//
// //
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Borçlarını tahsil edemeyen pırlanta toptancısı intihar etti
Borçlarını tahsil edemeyen pırlanta toptancısı intihar etti
Trump: Bedeli ağır olur
Trump: Bedeli ağır olur